21 Ekim 2017 Cumartesi

Yüksek Edebiyat

Yukarıda Servet-i Fünun sanatçılarından Hüseyin Cahit YALÇIN' ın yazmış olduğu Yeşil Yurt / Hayat- ı Muhayyel isimli öyküden küçük bir kesiti Osmanlı Türçesi ile yazılmış hali ile birlikte sizlerle paylaşacağım.

Hayat-ı Muhayyel' den:
"Bu şimdiki âlemlerden pek uzaklara gitmiştik; mâzi ile aramızda ebedi fırtınalarla
cenkleşen büyük denizler vardı. Şimdi her şey yeni idi: Hattâ kalplerimiz, hislerimiz, hattâ ilk
günlerde kubbe-i saf ve laciverdîsi altında misafir olduğumuz sema-yı mükevkeb (yıldızlarla dolu gözkyüzü) bile yeni idi.
     Çimenlerini çiğnediğimiz topraklar, ufuk üzerinde teressüm (resimle, biçimlendirme) ettiğini gördüğümüz ormanlar, rehgüzârımızı (geçit- güzergah) ta'tîr (güzel kokular) eden çiçekler bile yeni, bâkirdi. Ve bu saf ve mâsum tabiatın sîne-i müşfikinde (ana kucağı) bizim için yeni başlayan bu hayat,- ah, bu hakikate iktirân (yaklaşmak)  etmeyecek hayat-ı muhayyel!- Bilhassa
bu hayat-ı mu’azzez (yüce) hepsinden yeni, hepsinden saf ve tabii idi.
Köyümüzü sahilin en şirin, en sevimli bir noktasında intihâb (seçmek) etmiştik. Adamızı ihata (kuşatma) eden
bahr-i hurûşânın (coşkun deniz) heybetli dalgaları bizim sahilimize gelinceye kadar ilerideki kayalara çarparak
kırılırdı. Ve birer elmas gibi parlayan beyaz, temiz kumlarımızı hafif hışırtılarla tehziz (titreme) ettiği zaman,
zannederdik ki bu ummân-ı bî-payan (sonu olmayan deniz) şu ıssız sahilin hep bir hiss-i uhuvvetle (kardeşlik hissi) birleşen garîbü’ddiyar
mihmanlarına (misafir) bir terâne-i tebrik( boş bir tebrik) ve teşci’(yüreklendirme) ihda ediyor. (hediye etmek)"
Bu eserle ilgili daha fazla yorum, bilgi ve ilim sahibi olabilmek için Osmanlı Türkçesini yani Osmanlıca’ yı çok iyi bilmeniz gerekmektedir. Eğer sizler Osmanlı Türkçesi ile haşir neşir olmaz iseniz bu ve bunun gibi diğer metinleri anlamakta güçlük çekersiniz. Bu durum aşikardır. Ayrıca kuvvetle muhtemel ki dedelerimizin ninelerimize yazmış olduğu mektupları da okuyamazsınız. Benden sizlere sadece tavsiye niteliğinde olabilecek bir durum şudur. Kesinlikle ve kesinlikle eski yazıyla yani eski metinle yazılmış olan tüm eserleri arayıp bulmanız, aramadan sormadan, emek vermeden hiçbir şey olmaz. Ne demiş atalar nur içinde yatalar emeksiz yemek yok. Emeksiz yemek olmaz. Evliya Çelebi ne demiş besmelesiz taam yime demiş, kim demiş bu sözleri dikkat etmek lazım. Na mümkünü mümkün yapmak na mümkündür. Diğer yazılarımızda ve şiirlerimizde ve denemelerimizde ve öykülerimizde ve manzumelerimizde görüşmek üzere, kalın sağlıcakla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder