Sevda üstüne...Ve bu saf ve mâsum tabiatın sîne-i müşfikinde (ana kucağı) bizim için
yeni başlayan bu hayat,- ah, bu hakikate iktirân (yaklaşmak) etmeyecek
hayat-ı muhayyel!- Bilhassa
bu hayat-ı mu’azzez (yüce) hepsinden yeni, hepsinden saf ve tabii idi.
Köyümüzü sahilin en şirin, en sevimli bir noktasında intihâb (seçmek) etmiştik. Adamızı ihata (kuşatma) eden
bahr-i hurûşânın (coşkun deniz) heybetli dalgaları bizim sahilimize gelinceye kadar ilerideki kayalara çarparak
kırılırdı. Ve birer elmas gibi parlayan beyaz, temiz kumlarımızı hafif hışırtılarla tehziz (titreme) ettiği zaman,
zannederdik ki bu ummân-ı bî-payan (sonu olmayan deniz) şu ıssız sahilin
hep bir hiss-i uhuvvetle (kardeşlik hissi) birleşen garîbü’ddiyar
mihmanlarına (misafir) bir terâne-i tebrik( boş bir tebrik) ve teşci’(yüreklendirme) ihda ediyor. (hediye etmek)"
Bu eserle ilgili daha fazla yorum, bilgi ve ilim sahibi olabilmek için
Osmanlı Türkçesini yani Osmanlıca’ yı çok iyi bilmeniz gerekmektedir.
Eğer sizler Osmanlı Türkçesi ile haşir neşir olmaz iseniz bu ve bunun
gibi diğer metinleri anlamakta güçlük çekersiniz. Bu durum aşikardır.
Ayrıca kuvvetle muhtemel ki dedelerimizin ninelerimize yazmış olduğu
mektupları da okuyamazsınız. Benden sizlere sadece tavsiye niteliğinde
olabilecek bir durum şudur. Kesinlikle ve kesinlikle eski yazıyla yani
eski metinle yazılmış olan tüm eserleri arayıp bulmanız, aramadan
sormadan, emek vermeden hiçbir şey olmaz. Ne demiş atalar nur içinde
yatalar emeksiz yemek yok. Emeksiz yemek olmaz. Evliya Çelebi ne demiş
besmelesiz taam yime demiş, kim demiş bu sözleri dikkat etmek lazım. Na
mümkünü mümkün yapmak na mümkündür. Diğer yazılarımızda ve şiirlerimizde
ve denemelerimizde ve öykülerimizde ve manzumelerimizde görüşmek üzere sevda ile kalın. Aşk ile kalın, sağlıcakla kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder