21 Ekim 2017 Cumartesi

20. Yazı Şerefine

20. yazımız şerefine herkese selam olsun der Şair ilk olarak 1925 yılında Heyecan ve Sükun Dergisinde yayımladığı bu şiirinde gönlünde beş sene misafir ettiği sevgilisinin kendinden ayrılmasına ettiği isyanı bizlere yansıtıyor. Şiirdeki aşk adeta ölümüne bir aşk, son derece yüksek perdeden sevgiliye sesleniyor. Dini duygular, inançlar bile aşkın önüne geçemiyor, aşk şairi öylesine kör etmiş ki şiirin son bölümünde aşık aşkından canavarlaşıyor. Belki de sevgili bu kadar sevilmekten bıkmış olabileceği, bu aşkı kaldıramıyor olabileceği için aşıktan firar etmiş olabilir. Sevgilinin küfrü bile dini gibi mukkaddes görülüyor. Sevgiliye kafir diyenlere karşı Hakka bile diş bileniyor.
"Mecnûn ki “La ilahe illa!” der idi
Teklif-i visal eyleseler la der idi
Şol mertebe meftûn idi Leyla’sına kim

Mevlâ diyecek mahalde Leyla der idi"   dizelerinde gördüğümüz durum Firari şiirinde de kendisini gösteriyor. Mecnun, La ilahe illa.. dedikten sonra susuyor, devamını getirmiyor. Kavuşma teklifi ettiklerinde hayır diyor, Leyla' ya olan aşkı ile kafası o kadar dolu ki; Mevla diyeceği yerde Leyla diyor. Şiirin ilk mısrasında La ilahe illa deyip susması, devamını getirmemesi ve son bölümde Mevla diyeceği yerde Leyla demesiyle, beşeri aşkın ilahi aşkın üzerine çıkması ile Faruk Nafiz ÇAMLIBEL' in Firari şiiri benzerlik gösteriyor.(Aşağıdaki videoda şiirin seslendirilmiş halini dinleyebilirsiniz) haydi hayırlı işler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder